Evlilik-Aile Terapisi: Klinik Psikolog, Ankara


EVLİLİK & AİLE TERAPİSİ

Evlilikte Kıskançlık

Doç. Dr. Çiğdem Soykan

Evlilik ve Aile Terapisti


Kıskançlık çiftler arasında sıklıkla rastlanan çatışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı çalışmalarda kadın ve erkeğin eşlerinin kıskançlığını derin ve gerçek bir aşkın sembolü olarak gördükleri, ilişkide kıskançlığın olmamasının ise sevginin ve aşkın azalmasının bir göstergesi olduğunu düşündükleri gösterilmiştir. Kıskanılmadığı zaman kendisini yalnız ve değersiz hisseden bireylerin yanı sıra eşlerini kıskanmadıklarında kendi sevgilerinden şüpheye düşen bireylerde tanımlanmaktadır.

Aslında kıskançlık da diğer pek çok duygu gibi işlevseldir, ve bir ölçüde kaçınılmaz olabilir. Genellikle romantik sayılabilecek bir kıskançlık durumunda kişi kendisini aldatılma ve terk edilme duygusuna karşı korurken, ilişkisine daha çok özen gösterebilir ve partnerinin bir üçüncü kişiye yönelmesini zorlaştırabilir. Tabi ki özünde karşılıklı olarak emek verilen, saygı ve güven ve bağlılığın oluştuğu, kişilerin kendilerini bir birey olarak da gerçekleştirebildiği ilişkilerde yaşanabilen kıskançlıklar, ilişkiye bir zenginlik , bir heyecan getirebilir ve eşler arasındaki kıskançlık davranışları sevgi ve ilgi göstergesi olarak kabul edilip ilişkiyi sıcak tutabilir. Hatta bazı çiftler birbirlerine olan bağlıklılarını ve sevgilerinin derecesini test etmek için ortak bulundukları ortamlarda birbirlerini kasıtlı olarak kıskandırmaya çalışmaktadırlar. Bunun sonucunda da birbirlerine olan ilgilerinin artmasını ummaktadırlar. Tabi çok ileri gitmeyen, gerçek bir tehdit oluşturmayan bu tür romantik oyunlar eşlerin birbirlerine olan ilgilerini bir süre için canlandırabilir.

Kıskançlık ilişkiye zarar verir mi?

Öte yandan çiftler birbirlerine ilgi göstermeyi, birbirlerinin hayatlarına müdahale etme, birbirlerini kontrol etme ve birbirlerini kısıtlama ile karıştırdıklarında kıskançlık artık kabul edilebilir boyutlardan çıkıp, yoğun endişe ve casusluk yapma, diğerinin peşine düşme gibi davranış biçimlerine dönüşebilir. Bu aşamada eşi biraz geç gelen kadın ya da erkek bunu sorgulayıp, karşıdakini bunaltmaya, kendi kafasında aldatılma senaryoları yazmaya, gittikleri yerde sürekli olarak eşinin kimlere baktığını kontrol etmeye, eşindeki en ufak değişiklikleri aldatılma senaryolarını destekleyecek biçimde yorumlamaya ve eşini sınırlandırmaya başlar. Artık kişi için pek çok sıradan ve günlük davranışı sevgi ilişkisi için bir tehdit olarak yorumlanmaktadır. Bu aşamada gerçeği değerlendirme işlevleri bozulabilir ve kişiler gerçekçi düşünceden uzaklaşabilirler. Bu tür patolojik kıskançlık yaşayan bireylerin bir kısmı içe kapanma davranışı ve depresif özellikler gösterirken bir kısmı da eşlerini sürekli kontrol edip göz altında tutarken şiddete yönelik davranışlar gösterir. Aşırı kıskanç insan çevresine rahatsızlık verir. Kıskanılan birey ise yoğun bir baskı, kısıtlanma, korku ve sıkıntı duygusu yaşamaya başlar ve ilişkinin kendisini esir aldığını hisseder.

Kişilerin neden patalojik kıskançlık yaşadığı sorusuna değişik yanıtlar bulunabilir. Kendine güvenleri olmayan, çevrelerine güvenmede zorluk yaşayan, bir başkasına bağlanma sorunu olan, yoğun kaybetme, terk edilme, aldatılma duyguları yaşayan, sevme kavramını sahip olmayla karıştıran, güvensizliğini destekleyen geçmiş yaşantıları olan, madde kullanan ve ruhsal bir hastalığı olan bireylerin daha kolay patolojik kıskançlık yaşadığı bilinmektedir. Patolojik kıskançlık yıkıcı bir saplantıdır, ilişkiye zarar verir ve tedavi edilmesi gerekir.

Yoğun kıskançlık duygularını nasıl kontrol edebiliriz?

Gerçek ve birbirlerini besleyen ilişkilerde güvensizliğe yer yoktur. İlişkilerin canlı tutulması, heyecanın korunması, aradaki iletişimin açık dürüst ve güvenilir olması kıskançlıkla baş etmede yardımcı olabilecek temel noktalardır. Yoğun kıskançlık içindeki bireylerin, bu duygularına neden olan düşüncelerini bulması ve bunların ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulaması ise mantıklı çözümler bulmasını kolaylaştıracaktır. Patolojik kıskançlık ve bu nedenle eşlerin birbirlerini kısıtlaması bir sevgi göstergesi ve hak olarak değerlendirilmemelidir.